Pinned Bir Hikaye Yazalım - Part2

    This site uses cookies. By continuing to browse this site, you are agreeing to our Cookie Policy.

    • -Draveland caddesi, 102 numara.

      Duyabildiği tek şey bundan ibaretti. Dışarıdaki fırtınanın uğultusu kulaklarını tırmalıyordu. Gözlerini tekrar kapattı, sakince beklemesi gerektiğinin farkındaydı, güçsüz düşmüştü
      .


      Ben sizden de değilim, diğerlerinden de;
      Dinini ve ırkını aklının yerine koymayanlardanım.
      Ben, halâ şiir okuyanlardanım


    • Bu sırada şehrin diğer ucundaki evinde Liva kızıl saçlarını kalemiyle topuz yaptı, mutfaktan kahvesini alıp bilgisayarının başına geçti. Biriken maillerine bıkkınlıkla bakıp bir iç çekti. Gözü dışarıdaki fırtınalı havaya kaydı, normalde yağmuru izlemekten büyük keyif alırdı fakat bu kez içinde büyük bir sıkıntı vardı. Dalgın düşünceli hali kedisi Leon un masadaki bardağı yere düşürmesiyle bölündü. Belli ki huzursuz olan sadece o değildi, eğilip kocaman sarı gözlerini kendisine diken yavrusunu kucağına aldı. "Ne kadar da sıcaksın" diye düşündü. Leon bu düşüncesini karşılıksız bırakmayıp sahibine iyice sokuldu.


      Ben sizden de değilim, diğerlerinden de;
      Dinini ve ırkını aklının yerine koymayanlardanım.
      Ben, halâ şiir okuyanlardanım


    • Burada olduğunu çok kişi bilmezdi. Bilse de ya aklına gelmezdi ya da umursamazdı. Kafasını dinleyip yaşamın monoton gidişatından sıyrılabildiği tek yerdi. Sessizce olduğu yerde durmaya devam etti. Kapının ardındakini merak ediyordu fakat kimseyle görüşmek de istemiyordu.
    • Camı zaten açmıştı, kapının çaldığını anımsadı birden. Aklı neredeydi, neden dalgındı bu kadar? Derken kapı yeniden çaldı, lakin bakmak istemiyordu.İçinde, kapının ardında kimin olduğu merakı değil, kimin rahatsız ettiği düşüncesi vardı. Leon mırıltılarıyla ''artık açsan?'' dese de açmadı. Sessizce düşüncelere dalmak istiyordu, hiç kimse de bunu bozamazdı.Bu düşünceler ile yatağına uzanmaya giderken, Leon'un mırıltılarının gittikçe arttığını farketti.
      Ice4You
    • Tam bu esnada kapının ardından bir ses geldi. Liva kapıyı açtığında eski sevgilisi Arel'i yere yığılmış bir vaziyette buldu. Baygın değildi fakat yürümeye mecali olmadığı da aşikârdı. Göğsündeki sargıyı gördüğü an endişeye kapılarak masada duran telefonuna uzanacak oldu fakat Arel'in bunu istemediğini belirtircesine koluna dokunduğunu fark etti. Endişeli, bir o kadar da paniklemiş vaziyette Arel'i odaya taşıdı. Liva'nın hemşire olması Arel için tam bir avantajdı. Mermiyi çıkarıp, pansuman yapmasının ardından yarayı özenle sardı. Birkaç saat uykunun ardından Arel uyanmıştı. Liva kısık bir sesle bu hale nasıl geldiğini sordu. Arel. Draveland Caddesi, 102 numarada bulunan restorandaki cinayeti kendisinin işlediğini söyledi. Bu cinayet haberi 2 gündür gündemdeydi. Liva her ne kadar belli etmek istemesede, yuvarlarından çıkacakmış gibi büyüyen su yeşili gözlerinden dehşete kapıldığı anlaşılıyordu. Arel bu cinayeti bilinçsiz işlediğini, o an kendisi gibi hissetmediğini ve eylemi nasıl gerçekleştirdiğini hatırlamadığını söyledi. Sanki zihnini o kontrol etmiyordu...
    • Tüm bu karmaşık olaylardan uzak,sıradan bir hayatın tadını çıkarmak ile meşgul olan Şemsettin Yirmiyedinci yaş günü kutlaması için kankası Muhittin ile draveland caddesindeki maxim barda buluşmak için sözleşmişlerdi.Eğer şanslıysa gece yatağını paylaşabileceği bir kadın ile eve dönmek istiyordu.Kolay değil yirmiyedi yılın birikmişliği öhm neyse konumuz bu değildi.

      Muhittin biraz gecikmiş olarak bara doğru yürüyorken birbiri ardına beş defa patlayan silah sesi duydu.Ne olduğundan habersiz içeri girmeye hazırlanırken dışarı birisi fırladı.Koşar-sendeleyerek kaçmaya çalışan adama kısacık bir bakışın ardından içeri girdi.
      Hakkımda söylediğim yalanların hepsi aslında birer gerçektir.
    • Geçmişinin halen onu gölge gibi takip ettiğini düşünerek irkildi.Bir an aklına yaşadıkları geldi ; bar a dogru ilerledi bir bira istedi ve düşünmeye başladı.Üzerinden belki de yıllar geçmesine rağmen izleri duruyordu sevdiği kadın irelia ya nasılda kıymışlardı.Birden içinde inanılmaz bir intikam duygusu belirdi.


      "Çabuk Affeder,Zor Güvenirim,,
    • Onu kahreden bir başka olaysa İrelia acı çekerken yanında olamayışıydı.Verilen sözlerin ne kadar saçma olduğunu düşünmeye başladı.Yapacaklarını kafasında tekrar tekrar sıraya dizdi.Son yudumu da aldıktan sonra çıkış kapısına doğru yöneldi.Verdiği hiç bir sözü tutamamıştı belki ama en azından ''sonsuza dek beraber'' yeminini yerine getirmeliydi.
      Hakkımda söylediğim yalanların hepsi aslında birer gerçektir.
    • Kendi kendine vermiş olduğu yeminleri yerine getirememenin hüznünü yaşarken bir yandan da hayatında ki rol alan figürlerin ne kadar anlamsız olduğunu düşünüyordu.Tüm bunların vermiş olduğu rahatsızlığı içinde aniden bir ses duydu ''kalk çocuklar ağlıyor'' zaman o kadar hızlı akmıştı ki 2 tane çocuğu olduğunun farkında bile değildi. ve ağladıklarını, kocasının o kalın sesini duymasıyla beraber sanki yüzüne gerçekler bir kez daha vurur gibi fark etmişti..Muhittin ile evlenmeyi hiç istememişti din farklılıkları yaşam farklılıkları aralarında büyük bir uçurumdu öyle ki ..Kızının adını Patya 2 yaşında oğlunun adını da Davut(1 yaş) olarak belirlemişlerdi..Liva geleceğe dair yaşamış olduğu tüm ilginçlikleri bir kitap haline getirip gün gün yazmaya başlamıştı. Ve ilk satırlarında şunlara yer vermişti.

      -Sevgili kızım henüz 2 yaşındasın ve ben babanla evlenmeden önce zihnimden hiç bir zaman atamayacağım bir cinayete şahit oldum...
      Dünya bir umman, ecel baki liman.
      Vakit geç olmadan, her ömür yanaşır bir gün.
    • PENİSİLİN... (Yaşanmış bir hikaye)
      İskoçya'da yoksul mu yoksul bir adam yaşardı. Fleming'di adı. Günlerden bir gün tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Hemen sesin geldiği yere koştu. Bir de baktı ki beline kadar bataklığa batmış bir çocuk, kurtulmak için çırpınıp duruyor. Çocukcağız bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Çiftçi çocuğu bataklıktan çıkardı ve acılı bir ölümden kurtardı. Ertesi gün
      Fleming'in evinin önüne gelen gösterişli arabadan şık giyimli bir aristokrat indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendini. ‘‘Oğlumu kurtardınız, size bunun karşılığını vermek istiyorum’’ dedi. yoksul ve onurlu Fleming ‘‘Kabul edemem!’’ diyerek ödülü geri çevirdi. Tam bu sırada kapıdan çiftçinin küçük oğlu göründü.

      ‘‘Bu senin oğlun mu?’’ diye sordu aristokrat.
      Çiftçi gururla ‘‘Evet!’’ dedi. Aristokrat devam etti: ‘‘Gel seninle bir anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver iyi bir eğitim almasını sağlayayım. Eğer karakteri babasına benziyorsa ilerde gurur duyacağın bir kişi olur.
      ‘‘ Bu konuşmalar sonunda Fleming'in oğlu aristokratın desteğinde eğitim gördü.
      Aradan yıllar geçti. Çiftçi Fleming'in oğlu Londra'daki St. Marı's Hospital Tıp Fakültesi'nden mezun oldu ve tüm dünyaya adini penisilini bulan Sir
      Alexander Fleming olarak duyurdu. Bir süre sonra aristokratin oğlu zatürreye yakalandı. Onu ne mi kurtardı?



      Penisilin!



      Gelecek günlerin güzellikler getirmesi dileğiyle..
      .

      _____________________________________________________________________________________________________________________________
      Gün doğdu hep uyandık, Siperlere dayandıkİstiklalin uğruna da, Al kanlara boyandık.
      Sandılar Türk uyudu, Ata cenge buyurdu,Türk'ün asker olduğunu, Dünyalara duyurdu.
      Ülkemiz Türk ülkesi, Aşık eder herkesiÜstümüzden eksilmesin Al bayrağın gölgesi.
    • bir varmış bir yokmuş diye başlayan hikayelerdendi evet buda öyle başladı bir vardı bir yoktu sonra bir erkek bir kızı cok seven görmeden sesını hayatında bir kez duymuş oda bir kaç kelimeden ibraretti yıllardır böyle bir aşk arıyordu kımseyı sevemıyordu belki cok kişiyle sevgili olmuştu ama hic sevememıs ve aşk nedir bilmemisti tabi onunla bir kaç kelime konusana kadardı o birkaç kelime öyle bir yetmiştiki ona yıllarca ettiği dualar gerçekmi oluyordu yoksa uyku uyuyamaz yemek yiyemez olmuştu evet kız yoktu ama erkek o aşkı tek başına buyutmustu içinde öyle büyümüştü ki bu aşk artık ne yapsamda o benim olsa artık demişti ama yapamazdı bu cok yanlış olurdu ve bir anda kız cıka geldi yardım istemişti erkek o anda belkı birlikte olamayız ama yardım etmelıyım diye düşünmüştü ve onca ugraşlar ile bircok kişiden kız için yardım edebılmek adına kendıne yardım etmelerini istemişti bu arada kız ile erkek yakınlaşmaya başlamıstı erkek aşkı için neleri göze alabilirdi evet canından bile vazgecebilirdi kendi hayatını zindana cevirebilirdi genede yardım ederdi bu zamana kadar kım yardım istese hiç geri cevirmemiş mutlaka yardım etmıstı erkek şimdi ise sevdigi yardım istiyordu mutlaka yardım edecekti bi şekilde elinden geleni yaptı yardım istediklerinden yardım bulamayınca erkek kendım birşeyer yapmalıyım demişti ve bu edecegı yardım kendı hayatına mal bile olabılırdı ama sevdıgı mutlu olsun diye ugrasıyordu ve sonra sevgılı oldular evet erkegın ıstegı seyler oluyordu kızın da ısteklerını yerıne getırmek ıcın başlamıstı artık kendısı bırseyler yapmaya ve bunun sonucunda erkek cok sıkıntı cekecektı ama yınede sevdıgı mutlu olsun diye girmişti bu yola ve tum ugraşları boşa gıtmıstı ve basınıda coktan belaya sokmustu bıle erkek ama son anda kurtulmustu ufak sıkıntılarla beraberınde kurtulmustu ve sonra sevdıgı ile birlikte buyuk aşk yasıyorlardı ama erkekde yınede sıkıntılar vardı ve içi içini yiyordu mutlaka onun isteklerini yerine getirmek zorundaydı ama kız erkegı sevdıgını söoyluyordu ama erkek gıbı degıldı kız hıcbırseyı göze almıyordu sevdıgı ıcın oysakı erkek canını bıle verırdı onun ıcın ve verecektı gerekırse hıkaye şimdilik burada bitti devamı cok yakında